Serendipçe (serendipity); aranmadığı veya beklenmediği bir anda karşılaşılan, mutluluk veren tesadüf ya da hoş rastlantı anlamına gelmektedir.
Gökyüzündeki yıldızlar gibi; hayatın yıllarca ruhumuzda izler bırakan hüzün dolu anları, bitmeyeceğini düşündüğümüz yaslar, kayıplar, ayrılıklar, vedalaştığımız insanlar ve anıların ardından yeniden doğar gibi uyandığımız sabahlar…
Toprağa ümitler ekerek sabırla yeşermesini beklediğimiz günler ve bazen küçük mutluluklarla, uzun vadeli bir iç huzura kavuşmanın umuduyla yola çıktığımız her gün…
Bir dizi olaylar silsilesi seni bana, beni de sana getirdi.
Herkesin hayatında küçük dokunuşlarla izler bırakarak var olduk. Tüm bunlar; ruhumuzda ve kalbimizde, bizleri besleyen, büyüten ve güçlendiren izler bıraktı.
Bağ kurduğumuz herkes ve her şey bir mucizeydi. Böylece yaşamın kendisi de bir Serendipçe'ydi.
Bağları asla kopmayan sonsuz bir ipin tüm insanlığın kalbine bağlı olduğunu düşleyerek, hepimiz birbirimizi aramazken en dip kuytularda bulduk. Görmeyi ve bakmayı bilenler için sessizliğin olduğu her yerde nice mucizeler vardır.
Şanslı tesadüflerin bizi karşılaştıracağına dair umutları olanlara, hâlâ hayatında yeni bir ışık arayanlara;
aramazken bulunan bütün mutluluklara, tesadüflere: "Serendipçe."
Bu kelimeyi her seslendirip düşündüğünüzde; ardından şanslı tesadüflerin yıldızlar gibi parlaması, sürpriz karşılaşmaların kalbinizi ısıtması ve aramazken bulunan mutlulukların hayatınıza yağmur gibi yağması dileğiyle...
Geçmiş yaşamlarda geldiğimiz, şimdi var olduğumuz ve yeniden geleceğimiz evrene; bizleri tesadüflerle birleştirdiği için sonsuz teşekkür ve sevgilerimle...
Öykü Dedebaş